|
Tweet |
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 127. maddesi, disiplin cezalarında zamanaşımı süresini net olarak düzenliyor:
Zamanaşımı
Madde 127 – Disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin işlendiği tarihten itibaren nihayet iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar.
Olayın Perde Arkası
Bir öğretmen hakkında, 2022 yılının Ekim ayında gerçekleştiği iddia edilen bir olay nedeniyle disiplin soruşturması başlatılıyor.
Soruşturma işlemleri 2023 yılı Mayıs ayında yürütülüyor.
Ancak hazırlanan soruşturma raporunda olay tarihi olarak 12.06.2023 yazılmış.
Düşünün; soruşturma fiilen Mayıs 2023’te yapılmış ama rapora göre olay Haziran 2023’te olmuş! Bu, “olay gerçekleşmeden soruşturma yapılması” gibi mantık dışı bir tabloyu ortaya çıkarıyor.
Dahası, süreç bu yanlış tarihle devam ediyor. İtiraz üzerine İl Milli Eğitim Disiplin Kurulu kararı — yani itirazın sonucu — 07.08.2025 tarihinde çıkıyor. Yani, gerçekte ilk olayın üzerinden neredeyse üç yıl geçmiş.
İki Büyük Hukuki Sorun
Olay tarihi gerçeğe aykırı şekilde ileriye alınarak, 2 yıllık süre yapay olarak uzatılmış oluyor. Bu, hem 657 sayılı Kanun’a hem de hukukun dürüstlük ilkesine aykırı.
Olay tarihinin yanlış yazılması, basit bir “sehven hata” değildir. Bu hata, memurun zamanaşımı savunmasını doğrudan ortadan kaldırır. Danıştay’ın yerleşik kararlarına göre bu tür maddi hatalar dahi cezanın iptaline yol açar.
Hasmane Tutum ve Sorumluluk
Bu olayda belgeler incelendiğinde, soruşturmanın başlamasından sonra fiilin işlendiği gibi bir tablo ortaya çıkıyor. Bu durumun akılla izahı mümkün değil. Demek ki iddia edilen olay olmadan olayla ilgili soruşturma başlamış(!)
Bu, hukuk değil, hasmane bir idari tavır izlenimi yaratıyor.
Eğer dava açılır ve öğretmene haksız yere verilen ceza zaman aşımı veya usul hatası nedeniyle iptal edilirse, mahkeme masrafları ve karşı taraf vekâlet ücreti, yine hepimizin vergilerinden ödenecek.
Oysa burada hatanın “sehven” değil, bile isteye yapıldığı iddiası kuvvetliyse, sorumlu müfettiş veya amirin, kişisel kusur nedeniyle oluşan zararı bizzat karşılaması gerekmez mi? Bu hem kamu zararı kavramının gereğidir hem de keyfi uygulamaların önüne geçmenin tek yoludur.
Son Söz:
Hukuk, “yazılan tarihler” üzerine değil, gerçekler üzerine inşa edilir. Gerçeğin yerine kurgusal tarih yazmak, ne olayı değiştirir ne de zamanaşımını ortadan kaldırır. Ama bir gerçeği değiştirir: Kamu yönetimine olan güveni.
Hadi kalın sağlıcakla...
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|
