Ancak işin doğası gereği ders saatleri farklılık gösteren birçok eğitimci, bu haktan mahrum bırakılıyor.
Okul yöneticileri ve rehber öğretmenler… Hepsi, eğitim sisteminin işleyişini sağlayan temel unsurlar. Onların emekleri, sadece sınıf içinde ders anlatmakla sınırlı değil; planlama, yönlendirme ve öğrenci gelişimine doğrudan katkı sağlama gibi kritik görevleri var. Ancak sırf fiilen derse girmedikleri gerekçesiyle, bu meslek gruplarına ek ders ücretleri artırımlı ödenmiyor. Bu, açık bir hak kaybıdır!
Üstelik eğitimcilerin zaten kazanılmış hakları da zamanla kısıtlanıyor. Önceden yüksek lisans mezunlarına ek ders ücretlerinde %25, doktora mezunlarına ise %40 fazla ödeme yapılırken, bugün bu oranlar sırasıyla %7 ve %20’ye düşürülmüş durumda. Bu, eğitimcilerin akademik gelişimlerini teşvik etmek yerine onları ekonomik açıdan zorlayan bir durum yaratıyor. Eğitimcilerin hakları her geçen gün erozyona uğruyor ve bu adaletsizliğin son bulması gerekiyor.
Danıştay tarafından verilen kararlar ise eğitimcilerin bu mücadelesini destekler nitelikte. Mahkemeler, eğitimcilerin mesleki gelişimlerini teşvik etmek için lisansüstü eğitim yapan öğretmenlere verilen artırımlı ek ders ücretinin, sadece sınıfta ders anlatanlarla sınırlı tutulamayacağı yönünde görüş bildirmiştir. Rehber öğretmenlerin yanı sıra okul yöneticileri ve eğitim sürecine doğrudan katkı sağlayan diğer öğretmenler de bu teşvikten faydalanmalıdır. Eğitimde adalet, ancak tüm eğitimcilerin haklarının eşit şekilde korunmasıyla sağlanabilir.
Unutulmamalıdır ki eğitimcilerin gelişimi, öğrencilerin gelişimi demektir. Eğitimde adalet sağlanmalı ve fiili ders koşulu gerekçesiyle yapılan ayrımcılık bir an önce son bulmalıdır. Hak edilen ücretler, tüm eğitim emekçilerine eksiksiz bir şekilde ödenmelidir!