Kriter yoktu. Aldılar, aynı dünya görüşüne sahip insanlara bile acımadılar. Tek bir şey vardı bu koltuğa biz konalım… Kondular da. Bu atamalardan sonra eğitim camiası literatürüne iki yeni kavram girmişti. Neydi bu kavramlar? Gecekondu idareci ve paraşüt yönetici…
Hayatında bir kez bile yöneticilik sınavı kazanmamış kişileri okullara idareci yaptılar. O yıl 1709’luların ataması da yapılmıştı. Birileri arkanızdayız diyor kapalı salonlarda elleri acırcasına bu sözlere alkışlar tutuluyordu. Ne mi oldu? Sonuçta ülkemiz, eğitim sistemimiz kaybetti. Çalışkan, temiz birçok eğitimcimiz küstü, geri çekildi. Kimisi sendikasına küstü ayrıldı, kimisi inandığı görüşteki insanlara küstü…
O günlerde neler yaşanmadı ki. Keşke objektif biri çıksa da o günleri, yaşananları kaleme alsa da okunsa.
İşte onlardan biriydi Süleyman YILDIZ… 2014 yılıydı onu da görevden aldılar. Öğretmenliğe döndü. Küsmedi, yılmadı, ülkeme hizmet boynumun borcu dedi. Tekrar yöneticilik sınavlarına girdi bileğinin hakkıyla yine müdür oldu. Kendi itibarını kendine yine kendi iade etmişti. Etmişti etmesine ama yaşananlar yüreğinde hep bir yaraydı. Görevden bir gecede; sorgusuz, sualsiz, kritersiz alınan binlerce temiz okul idarecisi gibi…
Evet, bugün koronavirüs nedeniyle kendisini kaybettik. Eğitim camiası temiz, çalışkan ve her şeyden önce alnı açık bir eğitimcisini kaybetti. İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğü kendisi için bir taziye yayınladı. Bizlerde değerli eğitimcimize Allah’tan Rahmet; ailesine ve sevenlerine başsağlığı diliyoruz.

Fatih Mehmet Ermiş