|
Tweet | Tarih: 07-05-2025 11:26 |
Dava, bir rehber öğretmenin çocuk mahkemelerince verilen “danışmanlık tedbiri” kararlarını uygulamak üzere görevlendirilmesine rağmen, bu hizmetin karşılığı olan ücretin kendisine ödenmemesi üzerine açıldı. Davayı açan ise Eğitimciler Birliği Sendikası, vekil olarak da Av. Hanife Yılmaz. Mahkemeye göre, öğretmenin yaptığı iş açıkça uzmanlık gerektiren bir sosyal hizmetti ve bu hizmet karşılığında ücret ödenmemesi, hem hukuka hem de Anayasa’ya aykırıydı.
Mahkemeden Anayasa ve Uluslararası Hukuk Vurgusu
Kararda, Anayasa’nın 18. maddesinde düzenlenen zorla çalıştırma yasağı ve 55. maddesindeki ücrette adalet ilkesi açıkça hatırlatıldı. Ayrıca Türkiye’nin taraf olduğu ILO Sözleşmeleri’ne ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’na da gönderme yapıldı.
Mahkeme, danışmanlık tedbiri uygulayan kişilerin “sosyal çalışma görevlisi” olarak değerlendirilebileceğini, bu kişilere de aylıklarının %50’si oranında ödeme yapılması gerektiğini vurguladı. Dahası, kadrolu ya da sözleşmeli personel ayrımı yapılmaksızın, bu görevi fiilen yerine getiren herkesin bu haktan faydalanması gerektiği belirtildi.
Ne Değişecek?
Bu karar yalnızca bir rehber öğretmenin hakkını teslim etmekle kalmıyor. Aynı zamanda Türkiye genelinde benzer görevlerde yer alan yüzlerce eğitimciye de “yalnız değilsiniz” diyor. Görev verip karşılığında ödeme yapmamak, sadece etik değil, artık hukuken de mümkün değil.
Karar kesinleştiğinde, hem Milli Eğitim Bakanlığı hem de İlçe Milli Eğitim Müdürlükleri, bu tip görevlendirmelerde ücret politikasını gözden geçirmek zorunda kalacak. Aksi hâlde yeni davalar ve tazminat yükleriyle karşı karşıya kalmaları kaçınılmaz.
Emeğe Saygı, Adalete Güven
İstanbul 13. İdare Mahkemesi’nin bu kararı, emekçilerin sadece görevlerini değil, haklarını da savunmaları gerektiğini bir kez daha gösterdi. Eğitimciler artık yalnızca çocuklara rehberlik etmiyor, aynı zamanda hukuka da ışık tutuyor.