|
Tweet | Tarih: 24-09-2025 10:03 |
Eğitim müfettişleri hukukçu değil. Buna rağmen, idari soruşturmalarda kişilerin özel bilgilerine erişim talep edebiliyorlar. Hâkim-savcı kararı olmadan başka kurumlardan bilgi istemek, hem hukuki hem etik açıdan ciddi sorunlar doğuruyor. Bu durum, soruşturmaların şaibeye açık hale gelmesine neden oluyor. Eğitim gibi toplumun temelini oluşturan bir alanda, denetim mekanizmasının bu kadar kırılgan olması kabul edilemez.
Bugün taşrada MEB hariç diğer hiçbir bakanlığın fiilen müfettişi bulunmuyor. Bu da gösteriyor ki müfettişlik sistemi taşrada zaten işlemez hale gelmiş durumda. O halde neden hâlâ bu sistemin sürdürüldüğü sorusu akıllara geliyor. Diğer bakanlıklarda olduğu gibi, yalnızca az sayıda müfettişin Ankara’da, doğrudan Bakanlığa bağlı olarak çalışması yeterli olabilir.
Bilindiği gibi illerdeki disiplin soruşturmalarının büyük çoğunluğu okul müdürleri tarafından yürütülüyor. Bu da taşrada müfettiş bulundurmanın gerekliliğini sorgulatıyor. Bakanlık müfettişliği hariç tutulmak kaydıyla, taşrada müfettiş istihdamına gerek olmadığı açıkça ortada. Bu görevler, norm fazlası olan eski idareciler tarafından rahatlıkla yerine getirilebilir. Böylece hem insan kaynağı daha verimli kullanılır hem de sistem sadeleşmiş olur.
Mevcut müfettişlerin rehberlik araştırma merkezlerine aktarılması, hem kaynakların daha verimli kullanılması hem de eğitimde rehberlik hizmetlerinin güçlendirilmesi açısından mantıklı bir adım olacaktır. Bu merkezlerin müdürleri, müfettişlerin amiri konumuna getirilerek daha sade, daha işlevsel bir yapı kurulabilir. Böylece müfettişler yalnızca rehberlik görevini üstlenir, denetim ve soruşturma gibi karmaşık ve hukuki boyutu olan işlemler uzman hukukçulara bırakılır.
Eğitimde denetim elbette gereklidir. Ancak bu denetimin pedagojik ve hukuki temellere dayanması, şeffaf ve adil olması gerekir. Mevcut müfettişlik sistemi bu ihtiyaçları karşılamaktan uzaktır. Danıştay’ın iptal kararı, bu sistemin yeniden ele alınması gerektiğini açıkça ortaya koyuyor.
Milli Eğitim Bakanlığı, artık müfettişlik sistemini gözden geçirmeli. Rehberlik odaklı, hukuki temellere dayanan, merkezileşmiş ve sadeleştirilmiş bir yapı, eğitimde kaliteyi artırmanın anahtarı olabilir.