|
Tweet | Tarih: 10-10-2025 10:35 |
Ancak akademik kurul üyelerinin profili, sahada görev yapmış eğitimciler arasında ciddi tartışmalara yol açıyor.
Akademi kurulunda yer alan isimler şu şekilde:
Prof. Dr. Hayati AKYOL, Prof. Dr. İsmail AYDOĞAN, Prof. Dr. Fatih ÇETİNKAYA, Prof. Dr. Salim PİLAV, Dr. Yusuf AKBAŞ, Dr. Mehmet Önder KARACAOĞLU, Yüksel ARSLAN, Ayşe OĞUZ, Yusuf ŞAHİN, Yasin VURAL isimlerinden oluşuyor.
Bu isimlerin büyük çoğunluğu akademisyen kökenli olup, öğretim üyeliği geçmişine sahiptir.
Eğitim camiasından gelen eleştiriler, kurul üyelerinin öğretmenlik mesleğini uzun yıllar icra etmemiş olmaları üzerine yoğunlaşıyor. Sahada görev yapmamış, sınıf ortamını birebir yaşamamış akademisyenlerin, öğretmen yetiştirme süreçlerinde yeterince etkili olamayacağı düşünülüyor. Öğretmenlik mesleğinin dinamikleri, sınıf yönetimi, öğrenci-veli ilişkileri gibi konuların sadece teorik bilgiyle değil, pratik deneyimle anlaşılabileceği vurgulanıyor. Çünkü öğretmen olmayan; okul aile birliğini bilmiyor, veli ilişkisini bilmiyor, karda kışta tezek yakmayı bilmiyor, öğretmene yapılan saldırıyı bilmiyor, camı kırılan okula para bulmak için cami hutbesinde konuşma tecrübesi bulunmuyor, minibüsle karda yolda kalıp birinin evine sığınacağını bilmiyor. Bilmiyor, bilmiyor, bilmiyor çünkü yaşamadı, tecrübe etmedi.
Eleştirilerin odağında şu öneri yer alıyor: Akademi bünyesinde görev alacak kişiler, uzun yıllar öğretmenlik yapmış, sahayı bilen, eğitim sisteminin içinde yoğrulmuş isimlerden seçilmelidir. Özellikle şu anda “havuz” tabiriyle anılan, aktif görevde olmayan ancak geçmişte il müdürlüğü, genel müdürlük, daire başkanlığı gibi önemli görevlerde bulunmuş eğitim yöneticileri bu süreçte değerlendirilmelidir. Bu kişiler hem öğretmenlik hem yöneticilik tecrübesiyle akademiye katkı sunabilir.
Milli Eğitim Akademisi’nin başarısı, sadece akademik bilgiyle değil, sahadaki gerçek sorunlara ne kadar çözüm üretebildiğiyle ölçülecektir. Bu nedenle kurul yapısında sahadan gelen seslere kulak verilmesi, öğretmenlik mesleğini yaşamış kişilere daha fazla yer açılması, eğitim politikalarının daha gerçekçi ve uygulanabilir olmasını sağlayacaktır.