|
Tweet | Tarih: 22-10-2025 13:10 |
“Kendimi koruyamadım, zarar gördüm” diyen öğretmen, yaşadığı travmanın ardından yıllarca emek verdiği okuluna veda etti. “Kanatları kırılarak, kanı dökülerek” ayrıldığını belirten Tuncay öğretmenin bu sözleri, öğretmenlik mesleğinin ne denli fedakârlık gerektirdiğini bir kez daha gözler önüne serdi.
Ancak bu karanlık tabloya umut ışığı yakan bir isim vardı: Şanlıurfa Valisi Hasan Şıldak. Vali Şıldak, olayın duyulmasının hemen ardından önce öğretmenin görev yaptığı okulu ziyaret etti. Öğrencilerle ve öğretmenlerle bir araya geldi, onların yanında olduğunu hissettirdi. Ardından Tuncay öğretmeni makamında ağırlayarak ona verdiği değeri gösterdi. Bu davranış, sadece bir protokol ziyareti değil; öğretmenlik mesleğine duyulan saygının, devletin şefkat elinin somut bir göstergesiydi.
Vali Şıldak’ın bu örnek tutumu, öğretmenlerin yalnız olmadığını, devletin en üst makamlarının bile onların yanında olduğunu gösterdi. Eğitim emekçileri, böyle hassasiyet sahibi, sahaya inen, okul koridorlarında öğretmenle yan yana yürüyen valilere hasret. Çünkü öğretmenlik sadece ders anlatmak değil; çocukların ruhuna dokunmak, geleceği inşa etmektir. Bu kutsal görevi yerine getirenlerin şiddete uğraması ise toplumun vicdanını kanatmaktadır.
Olayın ardından Milli Eğitim Bakanlığı’nın ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün gösterdiği refleks de takdire şayandı. Hukuk Hizmetleri birimi ve il müdürlüğü, öğretmenlerinin yanında dimdik durarak saldırganın tutuklanmasını sağladı. Bu kararlı duruş, öğretmenlerin yalnız olmadığını, haklarının sonuna kadar savunulacağını gösterdi.
Ancak bu olay, bir başka acı gerçeği de gözler önüne serdi: Öğretmenlere yönelik şiddet olaylarında cezalar hâlâ caydırıcı değil. Eğitim kurumlarında görev yapan öğretmenlerin güvenliği, sadece bireysel reflekslerle değil, sistematik ve yasal düzenlemelerle korunmalı. Öğretmene el kaldıran bir şahsın, sadece adli süreçle değil, toplum vicdanında da mahkûm edilmesi gerekir.
Bu vesileyle çağrımız açık: Öğretmenlere yönelik şiddet olaylarında cezalar artırılmalı, öğretmenlerin görev yaptığı kurumlar daha güvenli hale getirilmeli. Çünkü bir öğretmenin sesi kesilirse, bir çocuğun geleceği de sessizliğe gömülür.
Vali Şıldak’ın örnek davranışı, Milli Eğitim Bakanlığı’nın ve Şanlıurfa il Milli Eğitim Müdürlüğü’nün kararlı tutumu ve kamuoyunun duyarlılığı sayesinde bu olayda öğretmen yalnız kalmadı. Ama biz biliyoruz ki, Tuncay öğretmen gibi nice eğitim neferi hâlâ sessizce acı çekiyor. Onlara sahip çıkmak, sadece bir görev değil; bir insanlık borcudur.