|
Tweet | Tarih: 23-02-2026 13:19 |
Gidişat o ki ara tatiller kaldırılacak… Kaldırılması sorun değil ama kamuoyuna yansıyan çalışan anne, babalar çocukları ara tatillerde kime bırakacak sorusuna çözüm için kaldırılıyorsa sorun büyüktür. Unutulmamalıdır ki öğretmen anne, balalarda çalışıyor onların çocukları da kıymetli. Daha da önemlisi öğretmenlik çocuk bakıcılığı değildir ve bakıcılığa indirgenmemelidir.
Son günlerde eğitim gündeminde en çok tartışılan konulardan biri, öğretmenlerin rolünün velilerin gündelik ihtiyaçları üzerinden tanımlanması. Ara tatillerin amacı öğrencilerin dinlenmesi, öğretmenlerin mesleki gelişim için zaman bulması iken; tartışmalar çoğunlukla “çocuklara kim bakacak?” sorusuna indirgeniyor. Bu yaklaşım, öğretmenliği bir ihtisas mesleği olmaktan çıkarıp, adeta bir bakım hizmetiyle eşitleyen tehlikeli bir algıyı besliyor.
Bakanın Söylemleri ve Algı Sorunu
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, farklı vesilelerle yaptığı açıklamalarda öğretmenliğin yalnızca ders anlatmak değil, çocukların milli ve manevi değerlerini geliştirmek gibi daha geniş bir sorumluluk taşıdığını vurguluyor. Ancak kamuoyunda sıkça dile getirilen “çocuk bakıcısı” benzetmesi, bu mesleğin toplumsal statüsünü zedeleyen bir söylem hâline geliyor. Daha önceki dönemlerde de benzer tartışmalar yaşanmış, okul öncesi öğretmenler “Bakıcı değil öğretmeniz” diyerek tepki göstermişti.
Bu tablo bize gösteriyor ki, bakanlık düzeyinde yapılan açıklamalar ile sahadaki öğretmenlerin algısı arasında ciddi bir uçurum var. Öğretmenler kendilerini bir meslek grubu olarak değerli görmek isterken, velilerin ve bazı kararların onları “çocuk bakıcısı” konumuna indirgemesi mesleğin saygınlığını aşındırıyor.
Okulun Gerçek Misyonu
Okul, velilerin gündelik sorunlarını çözmek için değil; çocukların bilişsel, duygusal ve sosyal gelişimini sağlamak için vardır. Ara tatillerin “çocuk bakımı” üzerinden tartışılması, eğitimin özünü ikinci plana itiyor. Çocuğun üstün yararı yerine velilerin kısa vadeli ihtiyaçlarını merkeze koymak, eğitim sisteminin niteliğini doğrudan zedeliyor.
Sendikaların Sessizliği
Bu süreçte dikkat çeken bir başka nokta ise sendikaların yetersiz tepkisi. Öğretmenlik mesleği itibarsızlaştırılırken, sendikaların yalnızca ekonomik haklara odaklanması büyük bir eksiklik. Oysa mesleğin toplumsal saygınlığını, pedagojik özerkliğini ve kamusal niteliğini savunmak sendikaların asli görevidir.
“Öğretmenlik Çocuk Bakıcılığı Mı?” sorusu aslında bir bir uyarıdır. Eğitim politikaları velilerin geçici ihtiyaçlarına göre değil; bilimsel veriler ve çocuğun üstün yararı ilkesi doğrultusunda şekillenmelidir. Öğretmenler çocuk bakıcısı değildir. Onlar bir toplumun geleceğini inşa eden en kritik aktörlerdir. Unutmayalım ki; öğretmen kaybederse, toplum kaybeder.