Milli Eğitim Akademisi Başkanı Doç. Dr. Kemal Şamlıoğlu’nun açıklamalarına göre, öğretmen adaylarının eğitimi 12 ay sürecek ve bu süreçte 7 ilde eğitim merkezleri kurulacak. Bu merkezler; Ankara, İstanbul, İzmir, Erzurum, Konya, Kayseri ve Gaziantep olarak belirlenmiş. Ancak bu listeye bakıldığında Türkiye’nin birçok büyük metropolünün dışarıda bırakıldığı görülüyor. Örneğin; Antalya, Bursa, Adana, Mersin, Samsun, Eskişehir, Diyarbakır gibi önemli şehirlerde akademi merkezi bulunmuyor. Bu illerde yaşayan öğretmen adayları ne yapacak? Yaşadıkları şehirden ayrılıp başka bir şehirde 12 ay boyunca nasıl barınacaklar?
Eğitim sürecinde öğretmen adaylarına verilecek ücretin miktarı henüz netleşmemiş olsa da, İstanbul ve Ankara gibi şehirlerde yaşam maliyetlerinin ne kadar yüksek olduğu herkesin malumu. Kira, ulaşım, yemek ve temel ihtiyaçlar düşünüldüğünde, bu ücretin yetersiz kalacağı çok açık. Üstelik bu adaylar henüz mesleğe başlamamış, gelir elde etmeyen bireyler. Devletin bu konuda somut bir çözüm sunmaması, öğretmen adaylarını daha yolun başında ekonomik bir çıkmaza sürüklüyor.
Milli Eğitim Akademisi’nin amacı öğretmenlik mesleğini daha nitelikli hale getirmek olabilir. Ancak bu hedefe ulaşmak için atılan adımların sosyal ve ekonomik gerçeklerle örtüşmesi gerekir. Eğitim merkezlerinin sadece 7 ilde kurulması, bölgesel eşitsizlikleri derinleştiriyor. Adayların yaşadıkları şehirlerden uzaklaşmaları, barınma ve geçim sıkıntısı yaşamaları, motivasyonlarını ve eğitim verimliliğini olumsuz etkileyebilir.
Sonuç olarak, öğretmenlik gibi kutsal bir mesleğe adım atmak isteyen gençlerin karşısına bu kadar çok engel çıkarılması düşündürücü. Milli Eğitim Akademisi’nin yapısal planlaması kadar, adayların yaşam koşullarını da gözeten bir sosyal destek mekanizması oluşturulmalı. Aksi takdirde, bu sistem daha başlamadan öğretmen adaylarını yıpratabilir.