Bu karar, kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. Eğitim yöneticilerinin görevden alınması, ilk bakışta “hesap verildi” izlenimi yaratıyor. Ancak mesele sadece eğitimle sınırlı değil. Çünkü okul güvenliği, yalnızca müdürlerin değil; emniyetin, valiliğin ve adliyenin de sorumluluk alanına giriyor.
Toplumun aklındaki en büyük soru şu: “Saldırının faturası neden sadece eğitim yöneticilerine kesildi?” Valilik, emniyet ve adliye görevlileri bu olayda hiç mi sorumluluk taşımıyor? Güvenlik zafiyetinin önlenememesi, adli sürecin yavaş ilerlemesi ve koordinasyon eksiklikleri göz ardı edilebilir mi?
Bir ülkede kurumların güvenilirliği, eşit sorumluluk ve adalet ilkesine bağlıdır. Eğer bir saldırı gerçekleşmişse, zincirin tüm halkaları sorgulanmalıdır. Eğitim yöneticilerinin görevden alınması önemli bir adım olabilir; fakat tek başına yeterli değildir. Kamu vicdanı, diğer kurumların da aynı şekilde hesap vermesini bekliyor.
Çarpıcı Gerçek: Bu olay bize şunu gösteriyor; Eğitim yöneticileri görevden alındı, Ama toplumun gözü şimdi valilikte, emniyette ve adliyede, Eğer bu kurumlar da sorumluluk almazsa, alınan kararlar “tek taraflı” olarak kalacak ve güven kaybı büyüyecek.
Okul saldırısı sonrası alınan karar, bir başlangıçtır. Ancak gerçek adalet, tüm sorumluların zincirleme şekilde hesap vermesiyle sağlanır. Kamuoyunun beklentisi nettir: Eğitimden sonra sıra diğer kurumlarda olmalıdır.