Yeni göreve başlayacak öğretmen adayları artık doğrudan sınıfa girmeyecek. Öncesinde Akademi bünyesinde 3 ila 4 dönem sürecek kapsamlı bir hazırlık sürecinden geçecekler. Bu süreçte hem teorik bilgiyle donatılacaklar hem de sahada uygulamalı eğitim alacaklar. En dikkat çekici yönlerden biri ise, aday öğretmenlerin bu uygulamalı eğitimleri yalnız başlarına yürütmeyecek olmaları. Her bir adayın yanında bir danışman öğretmen yer alacak.
Peki, bu danışman öğretmenler nasıl ve kim tarafından belirlenecek?
Bu sorunun yanıtı, öğretmenlik meslek kanununda açıkça tanımlanmış durumda. Kanunun ilgili maddesine göre:
“Danışman öğretmenin, öğretmen adayının uygulamalı eğitime katıldığı eğitim kurumunda, öğretmen adayıyla aynı alanda olmak şartıyla sırasıyla; başöğretmen, uzman öğretmen, en fazla hizmet süresi bulunan öğretmen olmak üzere öğretmenler arasından belirlenmesi esastır. Aynı alanda öğretmen bulunamaması hâlinde, yine aynı sıralama esas alınarak farklı alandan danışman öğretmen görevlendirilir.”
Bu ifade aslında iki önemli dengeyi gözetiyor: Alan uyumu ve deneyim. Yani bir öğretmen adayına danışmanlık yapacak kişinin, öncelikle adayla aynı branşta olması ve öğretmenlik kariyerinde belli bir aşamaya gelmiş olması gerekiyor. Bu da öğretmen adayının doğru rehberlikle sahaya adım atmasını sağlamak için önemli bir filtre görevi görüyor.
Peki, uygulamada bu görevlendirmeyi kim yapacak?
Kanunda doğrudan belirtilmese de uygulamada bu görev, çoğunlukla okul müdürlerinin teklifi ve ilçe ya da il milli eğitim müdürlüklerinin onayıyla yürütülüyor. Yani okul yöneticileri, kendi kurumlarında bu şartları taşıyan öğretmenleri belirleyerek üst makamlara bildiriyor, son kararı ise yerel yönetim kademeleri veriyor.
Bu noktada önemli bir sorumluluk okul yöneticilerine düşüyor. Çünkü danışman öğretmenlik, yalnızca bir unvan değil; bir öğretmen adayının mesleki kimliğini şekillendiren bir rehberlik süreci. Liyakate dayalı, adil ve özenli bir seçim yapılmadığında, bu sistemin tüm kazanımları gölgede kalabilir.
Milli Eğitim Akademisi, eğitim sistemimize yepyeni bir soluk getirme potansiyeline sahip. Ancak bu potansiyelin hayata geçmesi için sadece öğretmen adaylarının değil, onları yönlendirecek olan danışmanların da bu misyona hazır olması gerekiyor.
Unutmamalıyız ki; iyi bir öğretmeni ancak iyi bir öğretmen yetiştirir.