beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort
Bugun...



Sendikaların Zihniyet Haritası

Bilindiği üzere çalışanları yakından ilgilendiren sendikalar hakkında herkes kendi penceresinden yaklaşım sergilemekte ve dolayısıyla sendikalar hakkında tartışmalı ve gizemli bir alan oluşmaktadır. Özellikle de yetkili sendika olma mücadelelerinin verildiği Mayıs ayında kamu çalışanlarının kafasında sendikaları tanımaya ve anlamaya dönük birçok soru işareti bulunmaktadır.

facebook-paylas
Tarih: 20-05-2021 16:25

Sendikaların Zihniyet Haritası

Bilhassa sendikalara üye olmayı düşünen insanlar için sendikaların siyasi ve ideolojik çizgileri ve duruşları hakkında, bir başka ifadeyle “Sendikaların Zihniyet Haritaları” hakkında şeffaflık adına gerçekçi bir analiz yapılmasına ihtiyaç duyulmaktadır. İşte bu yazı ile ülkemizdeki belli başlı sendikaların zihniyet haritaları, siyasi duruşları analiz edilmeye çalışılacaktır.

Bilinen tanıma göre tüm sendikalar yasalar çerçevesinde kurulmuş olan ve üyelerinin haklarını korumak ve geliştirmek için çaba sarf eden yasal örgütlerdir. Görünürde bu tanım bir ölçüde doğrudur. Ancak sendikaları anlamak ve gerçek manada tanımak için bu tanım çok yetersiz ve sığ kalmaktadır. Zira sendikalar bu tanımlamanın içine sığmayacak kadar geniş ve karmaşık işlevlere sahip örgütlerdir. Çünkü her şeyden önce aslında her sendikayı var eden, ortaya çıkaran bir zihniyet alt yapısının olduğu, her sendikanın aslında bir ideolojiyi ya da dünya görüşünü temsil ettiği ve bu zihniyetin dillendirilmesi noktasında kendi kulvarında temsil görevini esas görev olarak yaptığı belki de bu işin en gerçekçi yanıdır. Dahası kendi zihniyeti ile ortak değerleri paylaşan başta siyasi partiler olmak üzere diğer örgütlenmeler ile kaçınılmaz olarak bir şekilde ilişki halinde olduğu ve her birinin kendine özgü zihniyet düşüncelerinin bulunduğu girift yapılanmalardır.

Kaçınılmaz olarak diyorum çünkü insanın kendini ifade etme hakkının ve demokrasi gereği yönetime katılma hakkının doğal bir sonucu olarak yasak sınırlarını dolaylı yollardan zorlamaktadır. Zira toplumun genellikle eğitimli kesimini oluşturan devlet memurlarına siyaset yasağının konulmuş olması insan hakları ve demokrasi ekseninde tartışma konusu olduğu gibi, ülke siyasetinde daha ziyade orta ve alt kademelerde eğitim seviyesinin nispeten daha düşük olduğu memurların dışındaki kesim söz sahibi olduğu için “İlgililer bilgisiz, bilgililer ilgisiz” özdeyişini anımsatan ve ülke siyasetinin ve demokrasisinin gelişmesini olumsuz etkileyen bir garipliğe de sahne olmaktadır. İşte bu doğal olmayan siyaset yasağının taşmasından olsa gerek ki sendikalar kaçınılmaz olarak kendilerini siyasetin içinde bulmakta ve kendi ideolojilerine yakın gördükleri partilerle paralel hatta yerine göre onlarla kol kola işlevlerini sürdürmektedirler.

Hemen belirtelim ki sendikaların kendileri ile ortak değerleri paylaşan partilerle yakınlaşmaları yadırganacak bir durum değil, tam tersine eşyanın doğası gereğidir. Zira çok iyi bilinmektedir ki tüm örgütlenmeler belli bir zihniyet ekseninde şekillenir. Tıpkı insanın, özellikle de kimlik ve kişilik sahibi bir insanın belli bir dünya görüşü, duruşu, çizgisi ve nihayet zihniyeti olduğu gibi, insanlardan teşekkül eden örgütlerin de aynı özelliklere bürünmesi zaten eşyanın doğası gereğidir. Her ne kadar kuruluşta ya da kâğıt üzerinde “Her kesime hitap ediyoruz…” gibi yaldızlı söylemler havada uçsa da işin doğası gereği belli bir süre sonra tüm örgütlerde belli zihniyetler hâkim olmaya başlamaktadır. Bu durum en büyük örgütlenmeler olan siyasi partilerden en küçük köy derneklerine kadar geçerlidir. Dolayısıyla belli bir zihniyet ekseninde kurulmuş olan en büyük örgütlenmeler siyasi partiler olduğu için bunların dışındaki tüm örgütlenmeler bilerek ya da bilmeyerek adeta siyasi partilerin türevleri şeklinde bir konuma oturmaktadır. Nitekim köy dernekleri dâhil tüm örgütlenmelerin bir şekilde bir siyasi parti ile yakınlaştığını söylemek pek abartılı olmayacaktır.

İşte sendikaların siyasetle olan ilişkisini de bu kapsamda değerlendirmek ve anlayışla karşılamak gerekir diye düşünmekteyim. Bu konuda her ne kadar sendikalar birbirlerini suçlayıp ileri geri konuşsalar da bunun “Tencere dibin kara seninki benden kara” söyleminden öte bir anlam ifade etmeyeceği açıktır. Kaldı ki birazdan açıklanacağı üzere mevcut sendikalar içinde de geçmişinde ya da şimdi bir şekilde bir siyasi parti ile ilişkisi olmayan yoktur.  Nitekim bu gerçeğin en somut ispatı için geçmişe doğru bakıldığında, iktidardaki siyasi partinin türevi konumunda olan ya da aynı değerleri paylaşan sendikaların genellikle yetkili sendikalar oldukları gerçeği ile karşılaşmak mümkündür. Hiçbir sendika, hiçbir çalışanı silah zoruyla üye yapmadığına göre genellikle iktidar partileri ile aynı değerleri paylaşan sendikaların yetkili sendika olması da bizim bu yazıda açıklamaya çalıştığımız tezimizi de doğrular cinsten, sosyolojik bir realite ya da “Suyun doğal akışı” olsa gerek.

Bu gerçekler ışığında belli başlı eğitim sendikalarının zihniyet haritalarını analiz etmek gerekirse üç aşağı beş yukarı aşağıdaki tablo ile karşılaşmak mümkündür.

1) Türk Eğitim Sen: Kamu-Sen Konfederasyonuna bağlı olarak faaliyet gösteren bu sendika genel itibari ile zihniyet olarak merkez sağı temsil etmektedir. Milli ve manevi değerleri önemsemekle beraber milliyetçi yönü daha öne çıkmaktadır. Tek bir kelime ile tanımlamak gerekirse “Milliyetçi” bir sendikadır. Siyasi partilerle yakınlığı ya da paylaştığı ortak değerler açısından bakıldığında merkez sağda yer alan partiler ve az da olsa muhafazakâr partilerle de paralelliği vardır.

Bu sendikanın bir diğer özelliği ise Milli ve manevi değerleri savunması ve özellikle de Türk diline yaptığı katkılar açısından ya da resmi ideoloji açısından uç noktalarda bulunmayıp Merkezde yer almasına bağlı olarak güvenli bir liman olarak algılanmaktadır.

2) Eğitim Bir Sen:  Memur-Sen Konfederasyonuna bağlı olarak faaliyet gösteren bu sendika genel itibari ile zihniyet olarak muhafazakâr dindar kesimi temsil etmektedir. Bu sendika da tıpkı Türk Eğitim Sen gibi hem dini değerleri hem de milli değerleri önemsemektedir. Ancak Türk Eğitim Sen’in aksine bu sendikada muhafazakâr değerler ön plana çıkmaktadır. Her iki sendikanın da sağ zihniyete mensup olması yönüyle muhafazakârlık ve milliyetçilik kavramları etrafında bu iki sendikanın temel noktalarda yakınlıklarını ve bazı ortak değerleri paylaştıklarını söylemek mümkündür. Buna bağlı olarak temel konularda benzer tepkileri verdikleri gibi bu iki sendikadan zaman zaman birbirlerine üye geçişlerinin de yaşandığını eklemek gerekir. Özetle bu sendikayı tek bir kelime ile tanımlamak gerekirse “Muhafazakâr” bir sendikadır. Siyasi partilerle yakınlığı ya da paylaştığı ortak değerler açısından bakıldığında ise muhafazakâr ve milliyetçi ortak değerleri paylaşmaktadır. Yukarıda bahsi geçtiği üzere sendika siyaset ilişkisinin son yıllardaki piyangosu, ülkedeki siyasi konjonktüre bağlı olarak şimdilik bu sendikaya vurmuş durumdadır.

3) Eğitim Sen: KESK Konfederasyonuna bağlı olarak faaliyet gösteren bu sendika genel itibari ile zihniyet olarak sol cenahta yer almaktadır. Genelde sosyal demokratlık yönüyle kendini ifade etmekle beraber, içinde Kominizmi, Leniznizmi ve Marksizmi de barındırmaktadır. Hatta yer yer aşırı sol da bu sendikada kendine yer bulmaktadır. Siyasi partilerle aynı değerleri paylaşması açısından bakıldığında tüm sol partilerle yakınlığı olmakla beraber son yıllarda güneydoğu odaklı siyasi yelpazeye yakınlığı ile dikkat çekmektedir.

Marksizm düşüncesinin gereği olarak düşünce-söylem-eylem birliği nedeniyle bu sendika üyelerinin çoğu bizzat aktif sendikacılık yapmaktadır. Yani yalnızca pasif üyelikten ziyade eylem noktasında aktif üyesi çok olan bir sendikadır. Bu nedenle de “Meydan Kültürü” gelişmiştir. Hakkını teslim etmek gerekir ki Türkiye’de Meydan, Eylem, Protesto vb. sendikacılığın gelişmesinde katkıları çoktur.  “Meydanda kaybetmeyi masada kazanmaya tercih edecek” bir kültürel geleneğe sahiptir. Bir başka ifadeyle masada gelecek üç beş kuruşluk zam ve özlük hakları, meydandaki coşku kadar mutlu etmez onları. Bir vesileyle meydana atmalıdır kendini sol kültür. Zira sendikacılık demek biraz da “Meydan” demektir bu kulvarda. Muhaliftir, her şeye karşıdır… davul zurna eşliğinde meydanlarda çekilen coşkulu halaylar kafidir kazanım olarak… şeklinde tanımlamak mümkündür.

4) Eğitim İş: Kamu-İş Konfederasyonuna bağlı olarak faaliyet gösteren bu sendika genel itibari ile zihniyet olarak Türk Solunu temsil etmektedir. Sosyal demokratlık yönüyle tanınmak istemesine rağmen daha ziyade “Ulusalcılık” ekseninde durdukları için sosyal demokratlık değerleri açısından bence biraz tartışmalıdır. Çünkü sosyal demokratlığın evrensel değerleri savunmasına karşılık bu sendika ulusalcılık gibi henüz tam olarak ne olduğu bile belli olmayan ama kısaca “İçindeki Muhafazakâr sinirleri alınmış olan Milliyetçilik” olarak tanımlanan ulusalcı noktada durmaktadır. Siyasi partilerle yakınlığı açısından bakıldığında ise tüm sol partilerle ortak paydasının olduğunu söylemek mümkündür.

Sonuç olarak herhangi bir sendikaya asla ön yargı taşımaksızın sadece tanımak ve anlamak adına kaleme almaya çalıştığımız bu yazının, çalışanların, özellikle de kamu çalışanlarının kendi özgür iradeleri ile kendilerine yakın gördükleri her hangi bir sendikaya üye olmaları noktasında yardımcı olması dileğiyle…

Bekir Temiz




Kaynak: www.memurdavalari.com




FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER GÜNDEM Haberleri

Öğretmenler İçin Rotasyon Süresi Ne Olmalı?


HAVA DURUMU
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
PUAN DURUMU
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
resmi ilanlar
GAZETEMİZ

NAMAZ VAKİTLERİ
GÜNLÜK BURÇ
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter instagram Youtube RSS
YUKARI YUKARI