Bu yaşananları tarif etmeye kelimeler yetmiyor; “acı” demek hafif kalıyor, “üzüntü” eksik kalıyor. Toplum olarak tarifsiz bir sarsıntının içindeyiz.
Bu tür dönemlerde bir ülkeyi ayakta tutan en önemli güç, birlik ve beraberliktir. Yaralar ancak omuz omuza verilerek sarılır. Öğretmenlerimiz, öğrencilerimiz… Yani geleceğimiz. Onlara sahip çıkmak, yalnız olmadıklarını hissettirmek artık bir tercih değil, bir zorunluluktur.
Tam da böyle bir zamanda gözler doğal olarak Milli Eğitim Bakanlığı’na çevriliyor. Çünkü bu tür olayların ardından sahaya ilk inmesi, psikolojik destek mekanizmalarını hızla devreye alması ve toplumsal güven duygusunu yeniden inşa etmesi gereken en kritik yapı burasıdır. Özellikle Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürlüğü, bu süreçlerin merkezinde yer almalıdır.