|
Tweet | Tarih: 14-11-2025 10:53 |
Toplumun vicdanı, işlenen suçun ağırlığı karşısında, hukukun bu kişilere "çocuk indirimleri" uygulayarak hak ettikleri cezadan kaçınma yolu açmasına karşı net bir tepki gösterdi. 11. Yargı Paketi’nden beklenen en büyük beklenti, kamu düzenini sarsan bu fiillerde ceza politikalarının sertleştirilmesiydi.
Paketin taslağında yer alan, suça sürüklenen bu yaş grubundaki faillere yönelik cezaların artırılması düzenlemesi, mağdurların ve toplumun adalet duygusunu bir nebze olsun tatmin etme amacını taşıyordu. Ne var ki, bu kritik düzenleme, Meclis Genel Kurulu’na gelmeden paketten çıkarıldı.
Bu düzenlemenin geri çekilmesi, kamu güvenliğini önceleyen vatandaşlar için büyük bir hayal kırıklığı oldu. Hukuki ve insani hassasiyetler, bir kez daha toplumsal güvenlik ve ceza adaleti talebinin önüne geçti. Yasa koyucunun, "Çocuğun Üstün Yararı" ilkesini gerekçe göstererek bu maddeyi geri çekmesi, özellikle çetelerin ve terör örgütlerinin bilinçli olarak kullandığı reşit olmayan faillerin, eylemlerinin sonuçlarından yeterince sorumlu tutulamayacağı endişesini doğurdu.
Sertlik yanlısı bu madde, tam da organize suç ve terörün çocukları birer maşa olarak kullanmasını engellemeyi, fiili işleyen kişinin "çocuk" kimliğini bir kalkan olarak kullanmasının önüne geçmeyi hedefliyordu. Bu maddenin çıkarılması, söz konusu kalkanın yerinde kaldığı anlamına gelmektedir.
Bu hayati düzenlemenin paketten çıkarılmasında, yasal ilkeleri öne sürerek sert bir muhalefet gösteren siyasi partilerin etkisi yadsınamaz. DEM Parti Milletvekili Beritan Güneş, partilerinin bu düzenlemeye karşı olduğunu ve cezaların artırılması yaklaşımının çocukları daha da kriminalize edeceğini, uluslararası hukuka aykırı olduğunu iddia ederek pakete itiraz etmişti.
Hükümetin, kamuoyu baskısıyla atmaya çalıştığı caydırıcılık adımı, DEM Parti ve benzeri hassasiyetleri savunan grupların, "Çocuğun Üstün Yararı" gibi dokunulmaz ilkeleri kullanarak bu düzenlemeyi engellemesiyle karşılaştı. Bu durum, toplumsal huzur için elzem görülen bir tedbirin, Meclis'te siyasi ve hukuki argümanlarla nasıl sabote edildiğini net bir şekilde göstermiştir. Toplum, bu itirazların, suça itilen çocukları korumak adına, ağır suç işleme potansiyeli olan faillere karşı hukuki bir esneklik alanı yaratma amacı taşıdığından endişe etmektedir.
Cezaların artırılması maddesinin rafa kaldırılması yerine, Meclis'te 3 aylık bir Araştırma Komisyonu kurulması kararı alındı. Komisyonun amacı, suça sürüklenmenin kökenlerini incelemek.
Bu yaklaşım, elbette ki sosyal nedenleri tespit etme açısından önemlidir. Ancak, kamuoyunun anlık ve acil beklentisi, ceza adaletinin derhal tecelli etmesiydi. Komisyon kararı, ağır suç faillerinin hak ettiği cezayı almasını bekleyen mağdurlar için bir erteleme, bir oyalama taktiği olarak algılanmaktadır.
Sonuç olarak, 11. Yargı Paketi, çocukları kullanan çetelerin cezalarını artırarak doğru bir adım atmış olsa da, bizzat infial yaratan fiilleri işleyen reşit olmayan faillere karşı caydırıcılığı artırma fırsatını kaçırmıştır. Bu geri adım, toplumsal adalet beklentisini karşılamadığı gibi, mevcuttaki ceza indirimlerinin hukuki meşruiyetini sorgulayan eleştirileri daha da güçlendirmiştir. Yasa koyucunun bu kritik kararı, maalesef, toplumun güvenlik iradesini tam olarak temsil edememiştir.