Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, Jandarma Genel Komutanlığı bünyesinde kamu görevlisi statüsünde olup disiplin hukuku bakımından 7068 sayılı Kanun'a tabi olanlar açısından, disiplin amirinin disiplinsizlik teşkil eden fiili tespit eden tutanakta salt imzasının bulunmasının ve aynı fiile ilişkin olarak personeli disiplin cezası ile cezalandırmasının, kural olarak disiplin cezasının doğrudan hukuka aykırılığı sonucunu doğurmadığına hükmetti.
İDDK karar gerekçesinde şu hususlara yer verdi:
7068 sayılı Kanun hükümlerinin değerlendirilmesinden, disiplin amirinin, disiplin cezası ile cezalandırılacak kamu görevlisinden makam, rütbe veya kıdemce büyük olması ve amir konumunda bulunması gerektiği; disiplin amirlerinin, disiplin amiri oldukları her rütbe ve derecedeki tüm personel hakkında disiplin soruşturması açabileceği; disiplin soruşturması yapma ve disiplin cezası verme görev ve yetkisinin üst disiplin amirleri tarafından da kullanılabileceği anlaşılmaktadır.
Buna göre, disiplin amirinin, maiyetindeki personelin disiplinsizlik teşkil eden fiilini bizzat veya başka herhangi bir şekilde öğrenmesi mümkündür. Bu fiil ya da öğrenme durumu bir tutanakla kayıt altına alınmış da olabilir. Böyle bir tutanakta disiplin amirinin de imzasının bulunmasının, disiplin amirinin ilkesel olarak kendisinden beklenen tarafsızlığına doğrudan doğruya olumsuz etkide bulunacağına dair Kanun'da bir hüküm yer almamaktadır. Öyle ki, Kanun, disiplin amirinin fiili öğrenmesi üzerine bizzat dahi soruşturma yapabileceğini, yine Kanun'da belirtilen esaslara göre, mevcut takdir yetkisini ölçülü, adaletli ve hakkaniyetli bir şekilde kullanarak disiplin cezası uygulayabileceğini de kurala bağlamıştır.
Dolayısıyla maiyetindeki personelin gözetim ve denetiminden, uhdesindeki hizmetin sürekli ve düzenli yürütülmesinden mesul olan disiplin amirinin, disiplinsizlik teşkil eden fiili tespit eden tutanakta imzasının bulunmasının ve aynı fiile ilişkin olarak personeli disiplin cezası ile cezalandırmasının disiplin cezasının doğrudan hukuka aykırılığı sonucunu doğurmadığı kanaatine varılmıştır.
Disiplin amirinin şahsi, ailevi yahut maddi bir menfaati ya da benzer bir ilgisinin bulunması, tutanağın mahiyetinin şahsıyla alakalı olması, personelle disiplin amiri arasında mevcudiyeti iddia edilen husumet, personelin tutanağın muhtevasına dair iddiaları gibi durumların varlığı halinde olayın zarar göreni, yarar sağlayanı ya da tarafı haline gelebileceğinden, disiplin amirinin genel olarak kendisinden beklenen tarafsızlığının zedelenmesi mümkündür. Fakat belli bir ilkeye bağlanmasına olanak bulunmayan bu istisnalar yargı yerlerince her olayda idari işlemin unsurları bakımından ayrıca değerlendirilmelidir. Burada önemli husus, disiplin cezasına ilişkin idari işlemin yargı ve hukukilik denetimine tabi olmasıdır.
İlgili Kararın Tümü için TIKLAYINIZ.