Eğer böyle olsaydı, öğretmenlerin hak arama özgürlüğü fiilen ortadan kalkardı. Çünkü hiçbir öğretmen, “itiraz edersem daha büyük ceza alırım” korkusuyla dilekçe vermeye cesaret edemezdi. Bu durum, demokratik hukuk devletinde kabul edilemez.
Hukukun Çizdiği Sınır Aşılmaz
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, disiplin kurullarının görev ve yetkilerini açıkça belirlemiştir. Kanuna göre kurullar, önlerine gelen cezayı ancak kabul veya reddedebilir. Daha ağır bir ceza vermek, hatta mevcut cezayı ağırlaştıracak yeni bir sürece yol açmak kesinlikle mümkün değildir. Bu, yalnızca kanuni sınırların değil, aynı zamanda hukuk devletinin de gereğidir.
Danıştay’ın Emsal Kararı
Danıştay 12. Dairesi’nin 23.03.2016 tarihli, E.2016/704, K.2016/1587 sayılı emsal kararında bu ilke çok net şekilde ortaya konulmuştur. Kararda, disiplin kurullarının itiraz üzerine daha ağır ceza veremeyeceği, hatta aynı fiiller için yeniden soruşturma başlatılamayacağı belirtilmiştir.
Bu karar, yalnızca hukuki bir hüküm değil, aynı zamanda öğretmenlerin ve tüm kamu görevlilerinin adalet karşısında güvencesidir. Çünkü hukuk, yalnızca cezalandırma aracı değil, aynı zamanda hakların korunma zırhıdır.
Son Söz
Öğretmenler, görevlerini yerine getirirken her türlü eleştiriye ve disiplin incelemesine tabi olabilir. Fakat unutulmamalıdır ki, disiplin kurulları öğretmene daha ağır ceza veremez. Çünkü hukuk devleti, keyfi cezalandırmayı değil, adalet ve güvenliği esas alır. Kısacası, öğretmenin hakkı da cezası da kanunun çizdiği sınırdadır. O sınırın ötesine geçen her işlem, yalnızca hukuka değil, adalete de aykırıdır.
memurdavalari.com/ÖZEL