beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort
Bugun...



İkinci Değil Esas Görev!

Millî Eğitim Bakanlığı, eğitim kurumu yöneticiliğine giden yolu hiçbir kamu kurumunda olmadığı kadar her geçen gün anlamsız bir şekilde daha da zorlaştırıyor.

facebook-paylas
Tarih: 17-09-2026 13:52

İkinci Değil Esas Görev!

Yazılı sınav, puan barajı, boş kadro sayısının yalnızca bir buçuk katı kadar adayın yönetici yetiştirme programına alınması, Millî Eğitim Akademisi tarafından verilen eğitim, program sonunda yapılan zorlu ikinci sınav ve nihayetinde en ufak bir soruşturmada bile görevden hemen alınabilen, asli görevi olan öğretmenlik yanında sadece dört yıllığına “ikinci görev” olarak yapılan görevlendirme…

Aslında bütün bu aşamalar, eğitim kurumu yöneticiliğinin sıradan bir görev olmadığını açıkça ortaya koyuyor. Bakanlığın kendi oluşturduğu sistem bile okul yöneticiliğinin özel bilgi, beceri, liderlik ve yöneticilik yetkinliği gerektiren profesyonel bir görev olduğunu kabul ediyor.

Peki, böylesine ağır ve seçici bir süreçten geçen eğitim yöneticilerine hangi statü veriliyor?

“İkinci görev.”

İşte asıl çelişki tam da burada başlıyor.

Bir taraftan yönetici adaylarından üst düzey yeterlilik bekleniyor, diğer taraftan bu görev hukuken hâlâ “ikinci görev” olarak tanımlanıyor. Eğer okul yöneticiliği gerçekten ikinci görev niteliğindeyse, neden böylesine ağır, çok aşamalı ve elemeye dayalı bir süreç uygulanıyor? Kamu yönetiminde benzer nitelikte başka hangi kurumda ikinci görev için yazılı sınav, akademi eğitimi, ikinci sınav ve periyodik değerlendirme zorunluluğu bulunmaktadır? Bunun bir örneği de yoktur.

O hâlde şu sorunun cevabı verilmelidir: Profesyonel yeterlilik gerektirdiği kabul edilen bir görev, nasıl olur da hâlâ “ikinci görev” olarak tanımlanabilir?

Okul yöneticileri yalnızca evrak imzalayan ya da yazışmaları takip eden kişiler değildir. Eğitim-öğretimin planlanmasından insan kaynaklarının yönetimine, bütçe ve mali işlemlerden okul güvenliğine, kriz yönetiminden veli ve paydaş ilişkilerine, mevzuatın uygulanmasından akademik başarının artırılmasına kadar çok geniş bir sorumluluk alanını omuzlamaktadırlar. Bu görev artık tartışmasız biçimde profesyonel bir yöneticilik mesleğine dönüşmüştür.

Buna rağmen eğitim kurumu yöneticiliğinin özlük hakları, mali hakları ve hukuki statüsü bakımından hâlâ ikinci görev kapsamında değerlendirilmesi, Bakanlığın kendi oluşturduğu sistemle açık bir çelişki oluşturmaktadır.

Daha da dikkat çekici olan ise, yönetici seçme sürecinin her geçen gün ağırlaştırılması; buna karşılık yöneticilerin statülerinin ve haklarının aynı ölçüde güçlendirilmemesidir. Sorumluluk artıyor, beklentiler yükseliyor, süreç zorlaşıyor; ancak yöneticiliğin itibarı ve hukuki güvencesi yerinde sayıyor.

Üstelik bu süreç dört yılda bir yeniden başlayan bir belirsizlik döngüsüne dönüşmektedir. Görevini başarıyla yürüten bir okul yöneticisi bile yeniden eğitim programına katılmak, yeniden sınava girmek ve yeniden değerlendirmeye tabi tutulmak zorunda bırakılmaktadır. Sürekli sınanan, sürekli kendini yeniden ispatlamak zorunda kalan bir yöneticilik sistemi; kurumsal hafızayı, yönetsel istikrarı ve motivasyonu zedelemektedir.

Gerçek şu ki; güçlü eğitim sistemi, güçlü okul yöneticileriyle mümkündür. Güçlü okul yöneticileri ise ancak güçlü bir statüye, güvence altına alınmış özlük haklarına ve sürdürülebilir bir kariyer sistemine sahip olduklarında başarılı olabilirler.

Millî Eğitim Bakanlığı bir yandan okul yöneticiliğini akademi eğitimi, sınavlar ve çok aşamalı değerlendirmelerle profesyonelleştirmeye çalışırken, diğer yandan bu görevi “ikinci görev” olarak tanımlamaya devam ederek kendi politikasıyla çelişmektedir.

Artık bu çelişki sona ermelidir.

Eğitim kurumu yöneticiliği, her dört yılda bir yeniden eğitim ve değerlendirme cenderesine sokulan geçici bir görevlendirme olmaktan çıkarılmalıdır. 7528 sayılı Öğretmenlik Meslek Kanunu’nda gerekli değişiklik yapılarak okul yöneticiliği; statüsü ve kariyer sistemi belirlenmiş, özlük ve mali hakları güvence altına alınmış, profesyonel bir eğitim yöneticiliği mesleği olarak yeniden düzenlenmelidir.

Çünkü eğitim gibi stratejik bir alan, geçici görevlendirmelerle veya “ikinci görev”lerle değil; mesleki güvencesi sağlanmış, yetkinliği kabul edilmiş ve itibarı korunmuş esas görevi yönetici olan eğitim yöneticileriyle yönetilebilir.

      Ramazan ÇAKIRCI
Eğitim Bir Sen Gnl. Bşk. Yrd.

 

 







FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER MEB PERSONELİ Haberleri

Öğretmenler İçin Rotasyon Süresi Ne Olmalı?


HAVA DURUMU
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
PUAN DURUMU
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
resmi ilanlar
GAZETEMİZ

NAMAZ VAKİTLERİ
GÜNLÜK BURÇ
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter instagram Youtube RSS
YUKARI YUKARI