|
Tweet | Tarih: 06-09-2026 12:52 |
Neyse ki adalet, bürokrasinin bu kaskatı şekilciliğini yıkan hâkimlerin kararlarıyla nefes alıyor.
Hikâyeyi gelin lafı dolandırmadan konuşalım: Bir öğretmen, kalkınmada birinci derecede öncelikli Şırnak’ta 2016 yılının sonbaharında göreve başlıyor. 2019’a kadar 4/B sözleşmeli, ardından kadroya geçerek 2021 yılına kadar aynı okulda, aynı sınıfta çocukların gözünün içine bakarak ders anlatıyor. Aralıksız tam 4 yılı aşkın bir süre o zorlu bölgede fiilen görev yapıyor.
Devletin kanunu (657 sayılı Kanun'un 64/3. maddesi) gayet sarih: Kalkınmada birinci derecede öncelikli illerde fiilen görev yapılan her iki yıl için ilave bir kademe ilerlemesi verilir. Amaç ne? O şartlarda fedakârlık yapan kamu görevlisinin hakkını teslim etmek, onu teşvik etmek. Öğretmenimiz de hakkı olan bu ilave kademeyi talep ediyor. Milli Eğitim Müdürlüğü ne yapıyor dersiniz?
Hemen o tanıdık bürokratik kurnazlık sahneye çıkıyor:
“Sen 2016-2019 arasında sözleşmeliydin, 2019’da kadroya geçtin. Kadrolu süren 2 yılı doldurmadı. Sözleşmeliyken geçirdiğin yıllar bizi bağlamaz, kademeyi vermeyiz!”
Yetmiyor; yerel idare mahkemesi de bu sığ anlayışı onaylayıp davayı reddediyor. İnsanın aklı durur: O öğretmen Şırnak’ta sözleşmeliyken başka bir ülkenin memuru muydu? O karda kışta çektiği cefa, döktüğü ter daha mı değersizdi?
İşte İzmir Bölge İdare Mahkemesi Beşinci İdari Dava Dairesi (E: 2025/3489, K: 2026/1434) tam burada devreye girdi ve idareye çok sert bir hukuk dersi verdi:
"Hizmet bir bütündür! Sözleşmeli statüde geçen süreler ile kadrolu süreler birbirinden koparılamaz. Fiilen o zorlu yörede görev yapıldı mı? Yapıldı. O halde her iki yıl için bir kademe ilerlemesi öğretmenin anasının ak sütü gibi hakkıdır!"
İstinaf Mahkemesi; Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun disiplin cezası almayan memurlara tanınan 8 yıla 1 kademe uygulamasındaki emsal yaklaşımını da hatırlatarak, sözleşmeli sürenin yok sayılamayacağını oybirliğiyle tescilledi.
Bu karar, sadece Şırnak’ta görev yapmış o meslektaşımızın değil; yıllarca 4/B sözleşmeli prangası altında ezilip kadroya geçince geçmiş emeği masa başında buharlaştırılmak istenen binlerce öğretmenin ve kamu çalışanının hakkını kurtaran tarihi bir emsaldir.
Devlet ciddiyeti; memuruna hizmet ettirirken "eşit yük", hak vermeye gelince "statü ayrımı" yapmayı kabul etmez. Emeğin sözleşmelisi, kadrolusu olmaz!